hepsicilerin yeri

HEPSİCİYLSEN HADİ DURMA GEL...
 
AnasayfaTakvimGaleriSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Rock müziğinin tarihi ve gelişimi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
(selim)gülgörenci
Site Yöneticisi,Kurucusu
Site Yöneticisi,Kurucusu
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 2720
Yaş : 23
Nerden : uzaydan:D:D
siteyi begendin mi? : beyenmemek eldemi..en süper site tabikide kendi elçuvazlarımla yaptım :):)
Lakap : jadı kıss :) )
Hepsiden En Sevdiğim Kişi :
Tuttuğun Takım :
Başarı :
Rep Puanı :
100 / 100100 / 100

Ruh Hali :
şu an ki durum :
Burçlar :
Cinsiyet :
Kayıt tarihi : 23/08/08

MesajKonu: Rock müziğinin tarihi ve gelişimi   C.tesi Ekim 04, 2008 1:26 am

Rock müziğinin tarihi ve gelişimi ( Çoğu insan tarihini bilmez ve bilmek istemez,ama önemli Smile
demagojist


Rock müzik, doğuşundan bu yana, bazen yavaş bazen hızlı tırmanışlarla dünyada ve Türkiye’de kendine bir yer edindi ve bu son senelerde de çokça konuşulan tartışılan, “popüler kültürün” çokça yararlandığı bir meta haline geldi. Çoğunuzun fark edeceği üzere bir kaç senedir yoğunlaşan ve pazarlaması sıkı yapılan festivaller, başta seksenler sonrası “teenager” gençliği olmak üzere büyük bir kesimi kendine çekti. Öncelikle “rock” nedir onu ele alalım ve belirteyim ki henüz daha yabancı menşeiden kurtulamamış bu müzik türünün kavramları olarak “rock” ve “rocker” kelimelerini kullanacağız yazımızda..(rockçı kelimesi yarı İngilizce Türkçe bir ucube gibi duruyor ve tdk sözlüğünde “rock” veya “rak” kelimesi yok)



Rock müzik, doğuşundan bu yana, bazen yavaş bazen hızlı tırmanışlarla dünyada ve Türkiye’de kendine bir yer edindi ve bu son senelerde de çokça konuşulan tartışılan, “popüler kültürün” çokça yararlandığı bir meta haline geldi. Çoğunuzun fark edeceği üzere bir kaç senedir yoğunlaşan ve pazarlaması sıkı yapılan festivaller, başta seksenler sonrası “teenager” gençliği olmak üzere büyük bir kesimi kendine çekti. Öncelikle “rock” nedir onu ele alalım ve belirteyim ki henüz daha yabancı menşeiden kurtulamamış bu müzik türünün kavramları olarak “rock” ve “rocker” kelimelerini kullanacağız yazımızda..(rockçı kelimesi yarı İngilizce Türkçe bir ucube gibi duruyor ve tdk sözlüğünde “rock” veya “rak” kelimesi yok)




Bize Göre “Rock Müzik” Nedir?



Herhalde rock denildiğinde çoğunuzun aklına gelebilecek kavramlar “sert duruş”, “muhaliflik”, “agresif ve radikal görünen gençler”, davullar, gitarlar, çığlık atan-böğüren simsiyah giyinen insanlar olacaktır. Fakat bunların kaçı gerçekten rock müziğe aittir ya da günümüz rockerları hangilerine sahiptir bunların tartışılır. Şurası kesin ki bu saydığım kavramların “imaj” kısmı bir hayli yerleşmiş durumda. Çünkü artık siyah giyinenler “rocker”, iki gitar çalıp bir çığlık atan “agresif-muhalif vs..” müzisyen hesabına sayılıyor. Peki bize göre rock nedir bakalım..


Yakıştırılan sıfatlar bir kenara bırakıldığında, temelde rock müzik çabuk ve kolaylıkla icra edilebilen, açık sözlü ve genelde derdini sert tonlarda anlatan, yoğunlukla grup müziği olarak devam eden bir türdür. Asıl mesele ise bu çerçevenin içini ne ile doldurduğunuzdur. İnsanlar, rockerları dikbaşlı, patavatsız yer yer edepsiz insanlar olarak görmektedirler, ki doğrudur. Çünkü rock müziğin çıkışı-doğuşu aslında dünyanın getirdiklerini kabul etmeme, yüzyıllardır topluma dayatılan normlar ve küreselleşmeyle beraber artık dünyanın her yerinde etkisini gösteren sömürüye tepki olarak başlamıştır. Bizim kabul ettiğimiz ve rock müziğin ruhu olduğuna inandığımız duruş budur. Fakat “piyasa”ya baktığınızda bunları savunan insanların nadir olduğunu görebilirsiniz. Zaten rock müzik başlangıcından bu yana çok kolay kirletilebilen bir kavram olmuştur. Örnek vermek gerekirse, rock müziğin belki de en çok takipçisi bulunan türü olan metal müziği icra eden insanın, o tınılara sahip şarkıları çalar-söyler-dinlerken bağırmak çağırmak istediği bir şeyler olduğu, bir şeylere muhalif olduğunu düşünebilirsiniz. Fakat gelin görün ki yine bu rock türevi, içinde en saçmasapanlıklara da yer veren bir türdür. İsmi lazım değil, bazı dönemlerde bu türlerde üretilen müzik resmen şu anki “dumtıs popçuları”ndan çok farklı şeyler anlatmıyordu ve felsefenin zırnığını bile bulamazdınız bunlarda. Herkes felsefe yapmalıdır, herkes bir şeyler anlatmak zorundadır dayatması değil bu, zaten müziğin geneli hayatı yansıtmıyorsa samimi değildir. Son dönemlerdeki “isyankar”ların isyanı da böyle üfürükten insanlardır. Yani bu dünyada bir isyanı olmayan insanın nasıl yaşadığı tabi ki merak konusudur. Sonuçta hayatını hazır yiyici olarak geçiren ve elle tutulur hiçbir şey yaratmamış, hayat kavgasına bulaşmamış bir insan neden isyan etsin ki?... Tabi ki etmez.. Ama dünyada baskı, adaletsizlik, zulüm, yolsuzluk, savaş olmayan yer olmadığına göre dünyanın her yeri insanın isyanı için hazırdır. Tabi orada “kaymağı yiyen” değilse... Hani arada duyarsanız bir rock grubu “protest müzik” yapıyor falan diye, bilin ki onların isyanı büyük ihtimalle ya parasından, yatından, katından vermeyen babalarınadır, ya da çok afedersiniz kendilerine “yanaşmayan” kızlaradır.


Bizce rock’ın mesajı budur. Bunun ötesinde rock müziği kişilikli ve kaliteli yapan herkesin bizim başımızın üstünde yeri vardır. Şimdi gelelim rock Türkiye’de ne alemde..



Türkiye’de Rock Müzik



Dünya genelinde senelerdir yavaş yavaş yayılmakta olan rock müziğin Türkiye'de yükselişi daha ani/hızlı olmuştur. Sebep, son yıllarda yurt dışındaki rock müzik dinleyicilerinin konser ve festivallere doymuş olması ve büyük gruplar görmeye hasret, “kaliteli” müziğe aç olan ülkemiz gençlerine rock aşılamak için yapılan harcamalardır.


Talep gören grup sayısı artmış, grupları getirmek için gereken masraflar azalmış ve rock için daha çok mali girişimlerde bulunulmuştur. Böylelikle rock akımı ülkemizde daha fazla yer bulmuştur kendine. Rock müzik, Türkiye'de (ayrıca dünya genelinde) aslen bir piyasa meselesi olarak öne sürülmüştür. Misal ki, Mtv olarak bildiğiniz, müziğin ve müzik dinleyicisinin yozlaştırılmasının baş kahramanı olan kuruluş, gençler için daha çok, daha niteliksiz ve daha çok sayıda grubu, tabiri caizse "şişirerek" piyasaya sürmüştür. Rock müzik, özünde yükselen ve popüler olan bir karaktere sahip değildir, zaten muhalif bir duruşu vardır. Şu yıllardaki olay ise sadece mevcut medya/müzik şirketlerinin dayatması olan ve belki de bir süre sonra etkisini yitirecek bir yükseliştir.




Ülkemizde rock müzik dinleyicisinin sabit bir portresi yoktur, ortak yanları dinledikleri müzikten başka birşey değildir. Müzik insanları birbirine yakınlaştırmada büyük bir etken olduğu için "bir kısım" rock müzik dinleyicileri de kendi aralarında gruplaşmış bunun üzerine rocker yada rockçılar diye tabir edilen kesim ortaya çıkmıştır. Fakat rock dinleyicisi içinde büyük bir kısım da, söz konusu kitleden ayrı olarak kendi halinde müziğini dinleyen insanlardır. Rock müziğin alt dallarında, aynı müziği dinleyip, aynı müzik ile uğraşıp, icra edip, çok farklı yaşamlar sürdüren insanlar vardır. Yani tam olarak bir rocker portresi çizmek mümkün değildir. Medyaya yansıyan imaj ise, genelde daha iyi malzeme olduğu için "siyah giyinen, birsürü takı takan, uzun saçlı uzun sakallı" hatta ileri götürülüp "satanist" damgasi vurulan tiplerdir. Oysa nedense biz rock'ın içinde olmamıza rağmen tanımayız öyle insanları, genelde sadece haberlerde görürüz. Aramızda da her tipten insan vardır uzun saçlışı kısa saçlısı vs.. (Ayrıca isteyenler gelip kulübümüzdeki insanlarla tanışabilirler, bakabilirler kaçının saçı sakalı uzun kaçı siyah giyiniyor istatiktik inceleme yapabilirler)




Son senelerde ülkemizde yaygınlaşan festivaller, bir çok grubun konserini daha kolay ve maliyeti düşük bir şekilde takip etmeyi kolaylaştırmıştır. Fakat unutmamak gerekir ki, bu kalabalık ortam arasında da çoğu konser de ayağa düşmektedir. Birçok grubun birden konser verdiği festival ortamlarında zaman zaman müzisyen kesimi hakettiği ilgiyi, değeri görememektedir. Amatör rock grupları için festival düzenlendiği nadirdir ve hatta yok denilecek kadar azdır. Bu alanda en özgün festivali İtü Rock Kulübü olarak “İstanbul Rock Festivali” adı altında yaptığımızı düşünüyoruz.




Bir de kısaca, yine Türkiye’de ara sıra mesele olan yerli/yabancı söz kullanımı üzerine değinelim. Türkçe rock ve yabancı sözlü rock arasındada kesinlikle bir ayrım yoktur, müzik evrenseldir, kaliteli eserler her zaman hakettiği ilgiyi görür. Fakat Türk rock'ı daha genç bir camia olduğu için ve yurtdışındaki ortamlara göre gelişimi için gereken imkanlardan yoksun olduğu için tam olarak kimliğini edinememiştir henüz. Türkçe sözlü rock yapan pek çok grup yavaş yavaş türk rock'ına karakterini kazandırmaktadır ama yine de yabancı sözlü müzik yapan gruplar çoğunluktadır. Türkçe yapı itibariyle/fonetik olarak kullanımı zor bir dildir. Prozodi uygulaması zordur Türkçe’de. İngilizce gibi istediğin yere çekebildiğin ve kolay öğrenilen bir dil de değildir. Bunların dışında şu da var ki, rock dünya üzerinde tüm insanların ortak haykırışına tercüman olan/olması gereken bir müzik türü olduğu için, amacı hep daha fazla insana ulaşmaktır. Bu yüzden yine dünya üzerindeki emperyalizmin dili olan İngilizcenin rock müzikte bolca kullanılması, bu “derdini anlatma/paylaşma” sürecinde hiç garip karşılanmamalıdır.


“Marka”lar ve Festivaller



Son dönemlerde yine bolca tartışılan konulardan biri de bazı “marka”lar sponsorluğunda hazırlanan festivaller. Aslında çok da çenemizi yormaya gerek olmayan bir mesele bu. Zira apaçık ortada olan şeyi irdeleyip reklamını yapmanın gereği de yok. Kısaca, basit ve direkt özetleyelim.



İsmi lazım değil ve/fakat hepinizin malumu olan bazı festivaller için bazı insanlar “Bane ne canım markasından, şirketinden. Ben gidip müziğimi dinleyeceğim. Önemli değil ki gerisi…” derler ve üstüne de oralara giderler ederler….

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
(selim)gülgörenci
Site Yöneticisi,Kurucusu
Site Yöneticisi,Kurucusu
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 2720
Yaş : 23
Nerden : uzaydan:D:D
siteyi begendin mi? : beyenmemek eldemi..en süper site tabikide kendi elçuvazlarımla yaptım :):)
Lakap : jadı kıss :) )
Hepsiden En Sevdiğim Kişi :
Tuttuğun Takım :
Başarı :
Rep Puanı :
100 / 100100 / 100

Ruh Hali :
şu an ki durum :
Burçlar :
Cinsiyet :
Kayıt tarihi : 23/08/08

MesajKonu: Geri: Rock müziğinin tarihi ve gelişimi   C.tesi Ekim 04, 2008 1:26 am

“Markalar çok önemlidirler” Hamburgerler “Cola”lar çok önemlidirler. Bu sağlıksız ürünlerin, her yönüyle sağlıksızlaştırılan gençliğe pazarlanması önemlidir. “Murder King”in Mekdanıldsın promosyon malzemesi olarak çocuklara oyuncaklar vermesi önemlidir.

Coca Cola’nın hazırladığı bir festival de önemlidir. Kazanılan paraların nerede harcandığı da önemlidir.

Dünyanın her yerinde sürdürülen savaşlara bir takım adı Bush kendi *uşt insanların ve onların arkasındaki güçlerin silahlarla kirlettiği yaşamlar önemlidir. Bu festivallerle pazarını genişleten markaların her bir satışının, bir mazlumun beynine saplanan bir kurşun olduğu mevzusu “geyik” değildir.


Rock’ın muhalifliği nerde kaldı peki? Eli kanlıların sponsor olduğu bir festivale gitmeyi hangi vicdan sahibi kendine yedirebilir? Ordaki gruplar insan olsaydı sanatçı bilinçleri olsaydı böyle bir şeye “hayır dediklerini” duyururlar ve insanlara bir şeyler gösterirlerdi. Kaç tanesi yaptı bunu? Sanatçının görevleri vardır, iki tıngırdatıp parasını cebine koymak haricinde... Zaten kimsenin savunabileceğini de sanmıyorum bunu. Çaldığın notayla davulla rock olunmaz. Söylediğin sözle, yaptığın işle “rock” olunur.


Bir de diyorlar ki “en büyük festival”miş. Bizce de en büyük festival, bu konuda katılıyoruz. Çünkü çoğunluk onlar deyip, rahmetli Aziz Nesin’i de saygıyla anıyoruz.



Rock Müzik ve Siyaset



Yanyana durması gayet olası ve mantıklı iki kavramdır müzik ve siyaset. Yaşadığı dünyanın zihinde bıraktığı her türlü düşünceyi müziğine/sanatına iliştirmek insan evladının yaptığı/yapması gereken en normal şeylerden biridir. Çünkü müzik sömürü-propaganda-para..vs gibi amaçlar için değil de, cidden ruh içerisinde bu istek olduğu için yapılıyorsa (sonuçlar propaganda gibi görülebilir fakat, normaldir), zaten müziği icra eden kişinin hayatında yer alan aşk-nefret-korku-vahşet vs. gibi kavramlar ve ideolojik yaklaşımlar da yansır müziğine. bu gayet samimi bir davranıştır. Yani bir adam aşkı için şarkılar yazarken sonra da gidip inandığı siyasi fikirlerle ilgili şarkı da yazamaz diye birşey olamaz tabi ki. Önemle değinmek istedigim bir noktadır: Özellikle bizim ülkemizde, dünyanın su çalkantılı halinde en çok sallanan ülkelerinden biri olan Türkiye'de, çıkıp da "benim siyasi fikirlerim, ideolojik görüşlerim vs.. yok" ya da "müzigime ideoloji karışmasın etmesin kimse yapmasin" türünden düşünen insanlar bu ülke için cidden gereksiz/zararlı türde insanlardır genelde.

2.BÖLÜM
Rock müzik, bünyesinde bir çok müzik türünü barındıran bir tür olarak rock and roll' dan, and roll'un çıkarılmasıyla 1960 ların başında oluştu. Rock müziği oluşturan bu müzikal alt türler de, kendi içlerinde alt türlere ayrılmışlardır. Bu sebepten dolayı rock müziğin tarihini anlatırken, başlangıç noktası olarak rock'n roll dan yola çıkarsak büyük bir hata yapmış oluruz. Çünkü; rock müziğini de içine alan pop müzik türleri bir çok müzikal alt türlerin sentezinden meydana gelmiştir. Peki müzik türleri arasındaki ilk etkileşim ne zaman, nerede ve nasıl gerçekleşmiştir?

Bu sorunun yanıtını 1730’ larda Amerika'daki, sonradan takılan ismi ile 'Büyük Uyanış' ta bulmak mümkündür. "Büyük uyanışlar, Amerikan müziğini de derinden etkileyen dinsel bir uyanışın birbiri sıra ortaya çıkan iki dalgasıydı."(1) Birincisi Dr. Isaac Watts adındaki bir İngiliz'e ait "Hymms and Spirituali"nin (1701) Londra'da yayınlanmasıyla doğan ve 1739 Boston baskısının yapılmasıyla Amerika'nın bütün kentlerinde etkisi hissedilen yeni bir müzik anlayışının güneyin folk müziklerini etkilemesi sonucunda meydana gelmiştir. İkinci uyanış ise 1780-1830 yılları arasında yapılan kamp toplantılarında ortaya çıkan bir akımdır. Hıristiyanlaştırılmış siyahlar ayinlerini yaparlarken Afrika dinsel törenlerinde görülen dairevi dans, çığlık atma, ritim tutma gibi öğeler dualara karışır. Böylece siyahlar beyazlardan aldıkları spirituallerin içine atalarından miras kalan ritim ve coşkuyu katarak ortaya yeni bir tür müzik çıkarmışlardır. Bu aynı zamanda dini müzikte siyah-beyaz ayrımını da doğurmuştur. Beyazların spiritualleri oldukları yerde sayarken, siyahların yaptıkları bütün ülkeye yayılmakla kalmayıp, ülke dışına da çıkmıştır.

Pek çok Amerikan müziği gibi Gospel de iç savaştan sonra güneyde spirituallerin devamı niteliğinde ayrı bir tür olarak kendini gösterir. Spirituallere olduğu gibi gospellere de sadece siyahlara özgü diyemeyiz; ama pek çok siyah kiliselerinde ve siyah gurplarca icra edilmiştir. 19. yüzyılın sonunda kurulan Pentacostalis ve Hoolines kiliselerinde, Afrika müziğindeki el çırpma ve ayakları yere vurma yoluyla yapılan müzik, gospel türünün ilk örneklerini oluşturur. Gospel tarzında spirituallerden farklı olarak bu dünya ile ilgili vaatler daha baskındır; öbür dünya ise daha neşeli bir dille anlatılır.

Amerika’da, dini içerikli müziğin yanı sıra halkın ağızdan aktarım yöntemi ile günümüze kadar uzanıp gelen bir folk müzik kültürü vardır. En eski folk şarkıları ya solo olarak ya da bir topluluk ile söylenmiştir. Bu folk şarkılarına eşlik etmek üzere keman, banjo ve gitarın girmesi ile ilk pop müzik türlerinin temelleri atılmış olur. Amerika'nın ilk pop müzik yıldızı Jimmie Rodgers'dir. Rodgers, country ve boogie-blues harmanlaması yaparak; hillbilly, folk ve blues'dan aldığı sözleri birleştirerek country müziğin başlıca dayanağı halini almıştır. "Rodgers, blues'u ödünç alan değil de hırsızlığını yapan ilk beyaz adam ve böylece country müziğin dominant modu haline gelenlerin sentezini yapan sanatçı olarak düşünülebilir."(2) Bu yıllarda güney eyaletlerine yapılan ilk taşra gezileri sonucunda Paramounts Records, blues müziğin babası olarak anılan Blind Lemon Jefferson'a ilk plağını yapar. Bu tarihten sonra, Jefferson, kendinden sonraki bütün blues ve rock müzisyenlerini etkileyecek kalitedeki parçalara imza atmıştır.

Rock'n Roll; ragtime, blues, boogie, country, gospel gibi müzikal alt türlerin harmanlanması sonucu oluşmuştur. Bu alt türlerden rock'a geçişteki son yapı taşı R&B'dur(Rhtyhm and Blues).Bu geçiş esnasındaki en önemli kişilerden biri Robert Johnson'dır. (1911-1938) Esasında delta blues müzisyenleri içerisinde Charlie Patton ya da Skip James gibi ondan çok daha önemli isimler olmasına rağmen Johnson'un önemi; kişiliği ve yaptığı müzikle erken bir rocker olmasından kaynaklanmaktadır. Bluesdan rock'a geçişteki bir diğer önemli olay ise elektirikli gitarın blues'da kullanılmaya başlamasıdır. Elektirikli gitarı ilk kullanan blues müzisyeni T. Bone Walker'dır. Kendine has tekniğiyle, kendinden sonraki B.B. King, Freddy King, Buddy Guy gibi gitar sihirbazlarını etkilemeyi başaran Walker'da rock'a geçişte çok önemli bir rol üstlenmiştir.

1943-51 yılları arasında güneyden kuzeye yapılan göçler esnasında piyanoyla nefeslilerle tanışan delta blues icracıları rock'n roll'a geçişteki son müzik türü olan R&B'u oluştururlar. Bu müzik türü, genel olarak bütün siyah müzik sitillerinin karışımından, blues armonik yapısı ve formülü oluşmuştur. Başlangıçta sadece siyahların radyo istasyonlarında ve sokaklarda yaşayan R&B, orta sınıf beyaz gençlerin bu müziği alışkanlık haline getirmesiyle birlikte popüler hale gelir. Gün geçtikçe artan talepler, yayınlanan R&B plaklarının sayısının artmasına ve 25 Mayıs 1949'da Billboard müzik dergisi listelerinde R&B adında yeni bir başlık açılmasına yol açar. 1953 yılında Chords grubunun Sh-boom adlı parçaları R&B listelerine sığmayarak, popüler müzik listelerine geçer ve "1" numaraya kadar yükselir. 1954-55 yıllarında aynı müziği beyazlar icra edince bunun adını Rock'n Roll koyarlar. "Ünlü rock'n roll piyanisti Fats Domino 'biz rock'n roll'a 15 yıl öncesine kadar New Orleans'da R&B derdik"(3) demiştir. Rock'n roll, gençler arasında o kadar rağbet görür ki, hem endüstriye karşı en radikal çıkışların kaynağı, hem de müzik endüstrisinin en yağlı geçim kaynağı konumuna gelir. Rock'n roll'un R&B'den farklılaşıp kendine özgü bir müzik türü halini almasını sağlayan en önemli kişiler Elvis Presley ve Chuck Berry'dir.

Rock'n roll'un büyük kralı Evis Presley R&B'yle, country ve hillbilly müziklerini çok iyi kaynaştırmıştır. Chuck Berry ise kendinden önceki gitarcıların tekniklerini sentezleyerek rock'n roll'un ilk gitar kahramanı olmuştur. Zaten ikisinin de asıl şöhretleri bu birleştirici güçlerinden ve kendilerinden sonraki bütün rock müzisyenlerini etkilemelerinden gelmiştir.

Fakat endüstri rock'n roll'u çok çabuk yutmuştur. Araştırmacıların çoğu 1950'lerin sonunun rock'n rollmüziğinin de sonu olduğu konusunda görüş birliğine varmışlardır. 1950'lerin sonunda en ünlü rock'n roll müzisyenlerinden olan Elvis Presley askerde, Buddy Holly ölmüş, Chuck Berry ise hapistedir. 1959-63 yılları arasında rock müziğinde bir boşluk yaşanmış olarak düşünülebilir. Fakat, işte tam bu yıllarda sonradan "60 gençliğinin lideri" ünvanını alan bir müzisyen, Bob Dylan ortaya çıkar. Dylan'ın ilk üç albümündeki müzikler ne folk müziği ne de rock'n roll müziği içerisinde tanımlanmıştır. Dylan, şarkılarında siyah düşmanlığının inatla sürmesinden, savaşın anlamsızlığından, sevginin öneminden, dünyanın güzelliklerinin hızla yitip gitmesinden bahsetmiştir.

Amerika'da gerçekleşen bu müzikal gelişimler bütün dünya gençliğini, ama en çok İngiliz gençliğini etkilemiştir. Çocukluklarından beri rock'n roll müziğiyle büyüyen İngiliz gençleri arasından birçok müzisyen çıkmış; bunlar Beatles, Rolling Stones, Animals gibi ilk rock topluluklarını kurmuşlardır. Bu gruplar, ilk zamanlarda Amerikan müziğinin alt türlerinden etkilenmişler, fakat kısa bir süre sonra kendilerine özgü yapıları ortaya koyarak gerçek anlamda rock müziği yapmışlardır. Bu gruplardan ilk piyasaya çıkanı Beatles, kuruluşundan bir iki sene sonra, ilk albümlerindeki blues, boogie, gospel şarkı ailelerinin parçalarını kopya etmekten ve rock'n roll'a yakın parçalar yapmaktan yavaş yavaş vazgeçmeye başlamıştır. En son olarak rock'n roll şarkılarını kullanmayı 1965 yılındaki Help albümünde yer verdikleri Larry Williams'a ait "Dizzy Miss Lizzy" parçasının uyarlamasıyla sona erdirmişlerdir. Aralık 1965'de "Rubber Soul" albümünü yayınladıklarında tamamen özgün yapıya geçiş böylece tamamlanmış olur. İşte bu gelişmelerin ardından rock'ın engellenemez yükselişi de başlamış olur. Eric Clapton'ın içinde bulunduğu gruplar, özellikle Cream çok büyük başarılara imza atar. Beatles çılgınlığı durulur gibi olurken sahneye Eric Clapton adıyla dünyanın en iyi gitar virtüözlerinden biri çıkar. Artık devir İngiltere duvarlarının "Clapton is God"(Clapton tanrıdır) yazılarıyla dolmasının devridir.

1960'ların sonu, dünyada gençlik hareketleri olarak nitelendirebileceğimiz bir başkaldırının en üst düzeye eriştiği yıllardır. Gitgide büyüyen nükleer savaş tehdidi, Amerika'nın Vietnam'ı acımasızca savaşa sürüklemesi, birçok Vietnamlı'nın ve Amerikalı'nın bu savaşta ölmesi çarkları harekete geçirmiş, çiçek gücü hareketi böyle bir ortamda ortaya çıkmıştır. Artık rock müziğin konusu ağırlıklı olarak dünya sorunları ve çözüm yollarını da içermektedir. Ünlü "savaşma seviş" sloganı bu hareketin bir ürünüdür. Çiçek gücünüoluşturanların çoğunluğu orta sınıf beyaz gençlerdir. Bu insanlar "hippi" olarak adlandırılmışlardır. Genel olarak o devirlerde bu hareket neredeyse bütün rock gruplarından destek almıştır. Bu yıllarda doğu dinlerine olan ilgi de artmış, hatta Beatles elemanları Hindistan'a tanınmış Hindu hocaMaharishi Yogi'yi ziyarete gitmişlerdir.Rock'taki bu doğu modasıyla birlikte müzisyenlerin vedinleyicilerin uyuşturucuya olan ilgileri de bir anda artmış veözellikle LSD,henüz yasaklanmadığından asprin kadar çok kullanılır hale gelmiştir.fakat çok kısa bir süre içinde çiçek çocuk olmak da bir "moda" haline getirilir vehareket neredeyse hiç bir sonuca ulaşamadan son bulur.üstelik hippilerin bazıları zaman geçtikçe kaba tabiriyle tam bir düzen adamı,düzenin savunucusu olurlar. Bunlara en iyi örnek A.B.D. Başkanı Bill Clinton'dır.Bu dönemlerde çiçek gücü hareketinden etkilenip ,Vietnam’a gitmeyi reddeden clınton ,şimdilerde Irak’a bombalar yağdıran bir ülkenin devlet başkanı sıfatını taşımaktadır.

1960-70'ler rock tarihi açısından çok çeşitli ve önemli grupları içinde barındırmıştır. Beatles, The Animals, The Doors, Rolling Stones, The Who gibi gruplar hep bu tarihlerde çıkmışlardır. 65-70 arasında kurulan Pink Floyd, Deep Purple, Led Zeppelin, Yes gibi gruplar da artık mega rock gruplarıdır. Bu gruplar sayesinde rock, hiç olmadığı kadar popüler olup, ciddiye alınmaya başlanmıştır. Rock müzisyenleri kendilerini klasik müzik icracıları gibi görmeleri de bu döneme rastlar. O zamanların en ateşli tartışması rock'ın bir sanat müziği olup olmadığıdır. 70' lerin ikinci yarısına gelindiğinde rock artık plak satışları ve konser gelirleriyle müzşk endüstrisinin en iyi geçim kaynağını oluşturmaktadır. Rock müzisyenleri milyonlarca dolarlık elektronik aletlere sahiptiler ve hepsi çok zengin olmuşlardı. Bu mega rock grupları ne yaparsa yapsın sattığından dolayı plak şirketleri yenilere hiç şans tanımamakta veya tanısalar bile müziklerini onlar gibi yapma şartı koymuşlardır.

İşte punk rock tam bu sıralarda kendini gösterir. Punk da diğer hiçbir rock türünde görülmeyen şiddet, kargaşa ve kaos vardır. Punk, rock'ın karanlık kanadını gözler önüne sermiştir. 60'lı yıllarda Newyork'un garaj gruplarından çıkan Velvet Underground Punk'ın ilk tohumlarını atan grup olarak gösterilebilir. Ancak bu görüşü ilk punk topluluklarından biri olan Sex Pistols kabul etmeyerek tepki göstermiştir.

Punk' ta kesinlikle kalite ve hoşa gitme kaygısı yoktur. Punkçılar 1960-70'lerdeki rock müziğine ve tabii ki rockçılarada lanet okurlar; çünkü onlara göre rock artık para,şan, şöhret aracı olarak kullanılmaya başlanmıştır. 70'li yılların uzun ve karışık soloları ile dolu parçaları yerine kısa ve özentidiz çalıp söylerler. Hatta Sex Pistols o kadar basit ve ilkel çalar ki, izleyenler ister istemez"bunu ben de çalabilirim" gibi bir kanıya kapılır. Böylece İngiltere de bir çok punk grubu doğmaya başlamıştır. Endüstrinin en büyük düşmanı olmasına rağmen punk çılgınlığı da diğer bütün rock çılgınlıkları gibi kısa sürede endüstri tarafından yutulup "moda" haline getirilmiştir. Punk giysileri en lüks mağazaların vitrinlerinde birbiri ardına boy gösterir olmuştur.

80'lere gelindiğinde bir çok rock müzik türü icra halindeyken bir Heavy Metal patlaması yaşanır. Bence Heavy Metal müziğini anlatan en iyi sözcük "kargaşa" dır. Bütün Heavy Metal gruplarının faaliyet alanları farklıdır. Bu müzik türünün içinde komünizm,faşizm, anarşizm, devrimcilik, sadizm gibi biribirinden çok kopuk anlamları bulmak mümkündür. Heavy Metal bu çok renkliliği sayesinde bir çok alt dallara ayrılmıştır. Fakat hepsinde ortak olan bir şey vardır; küfür. Kimi devlete kimi siyahlara kimi tabulara küfür eder ama muhakkak küfür eder. 90'lara gelindiğinde beklenen yeni rock anlayışı Amerka'nın Seatle adlı kentinden gelir. Bu kentte kurulan garaj gruplarının önce Amerikaya sonra bütün dünya ya açılması ile birlikte bir "grunge" çılgınlığı yaşanır. Hele Nirvana'nın Nevermind albümü bu yeni, alternatif rock' bütün dünya ya kabul ettirir. Bugün Pearl Jam,Soundgarden,Faith No More,Red Hot Chilli Peppers, Therapy gibi gruplar sayesinde rock tekrar bir canlanma içerisine girmiştir...

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Cemreci
Co-Admin...
Co-Admin...
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 1324
Yaş : 19
Nerden : Almanya
siteyi begendin mi? : tabi cok seviyorum =) hastasiyim =)
Lakap : --
Hepsiden En Sevdiğim Kişi :
Tuttuğun Takım :
Başarı :
Rep Puanı :
100 / 100100 / 100

şu an ki durum :
Burçlar :
Cinsiyet :
Kayıt tarihi : 23/08/08

MesajKonu: Geri: Rock müziğinin tarihi ve gelişimi   C.tesi Ekim 04, 2008 3:29 pm

saol canikom

_________________
Ne dil yeter seni anlatmaya,
Ne göz kiyar sana bakmaya,
Ne ellerim dayanir seni dokunmaya,
Ne kollarim uzanir seni sarmaya,
Hic Ömür Yeter Mi?
Bir sen daha bulmaya bitanesi

Bir Nasihat: Kendine dikkat et.
Bir Rica: Sakin degisme!
Bir Dilek: Beni Unutma.
Bir Yalan: Seni hic sevmiyorum,
Bir Gercek: Seni cok Özlüyorum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
DuyqusH
Co-Admin...
Co-Admin...
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 703
Yaş : 23
Nerden : erenimin kalbinden..
siteyi begendin mi? : süper bi site cok beyendim
Hepsiden En Sevdiğim Kişi :
Tuttuğun Takım :
Başarı :
Rep Puanı :
100 / 100100 / 100

şu an ki durum :
Burçlar :
Cinsiyet :
Kayıt tarihi : 06/09/08

MesajKonu: Geri: Rock müziğinin tarihi ve gelişimi   C.tesi Ekim 04, 2008 7:19 pm

saol aşkm

_________________



~~~~~~~~~~


ÇaLısmaLarımda Dygbkc yazacaktır
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.duygu.com    :D
(selim)gülgörenci
Site Yöneticisi,Kurucusu
Site Yöneticisi,Kurucusu
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 2720
Yaş : 23
Nerden : uzaydan:D:D
siteyi begendin mi? : beyenmemek eldemi..en süper site tabikide kendi elçuvazlarımla yaptım :):)
Lakap : jadı kıss :) )
Hepsiden En Sevdiğim Kişi :
Tuttuğun Takım :
Başarı :
Rep Puanı :
100 / 100100 / 100

Ruh Hali :
şu an ki durum :
Burçlar :
Cinsiyet :
Kayıt tarihi : 23/08/08

MesajKonu: Geri: Rock müziğinin tarihi ve gelişimi   C.tesi Ekim 04, 2008 7:32 pm

ÖnEmSiZ aSqOm

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
erenci(kız)
üst düzey s.mod
üst düzey s.mod
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 862
Yaş : 21
Nerden : istanbul
siteyi begendin mi? : dans etme,dolaşma,hepsi şarkıları
Lakap : fıstık
Hepsiden En Sevdiğim Kişi :
Tuttuğun Takım :
Başarı :
Rep Puanı :
100 / 100100 / 100

Ruh Hali :
Burçlar :
Cinsiyet :
Kayıt tarihi : 24/08/08

MesajKonu: Geri: Rock müziğinin tarihi ve gelişimi   Perş. Ekim 09, 2008 10:52 pm

tjkler süpersin cnm ablamm

_________________


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
(selim)gülgörenci
Site Yöneticisi,Kurucusu
Site Yöneticisi,Kurucusu
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 2720
Yaş : 23
Nerden : uzaydan:D:D
siteyi begendin mi? : beyenmemek eldemi..en süper site tabikide kendi elçuvazlarımla yaptım :):)
Lakap : jadı kıss :) )
Hepsiden En Sevdiğim Kişi :
Tuttuğun Takım :
Başarı :
Rep Puanı :
100 / 100100 / 100

Ruh Hali :
şu an ki durum :
Burçlar :
Cinsiyet :
Kayıt tarihi : 23/08/08

MesajKonu: Geri: Rock müziğinin tarihi ve gelişimi   Perş. Ekim 23, 2008 9:42 pm

ÖnEmSiZ aSqOm

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Rock müziğinin tarihi ve gelişimi   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Rock müziğinin tarihi ve gelişimi
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Camp Rock 2 yi burdan izleyebilirsiniz!!!
» Rock ın babası Erkin Korayın Hayatı!
» Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi 3. Ünite toplu bütün konular
» tarihi ipek yolu
» Çağdaş Türk ve Dünya Tarihi 1. Ünite toplu bütün konular

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
hepsicilerin yeri :: rock ,rap ,emo hakkında herşey :: RoCk..GeNeL-
Buraya geçin: