hepsicilerin yeri

HEPSİCİYLSEN HADİ DURMA GEL...
 
AnasayfaTakvimGaleriSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 inanmıyorummmmmmmmm

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
(selim)gülgörenci
Site Yöneticisi,Kurucusu
Site Yöneticisi,Kurucusu
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 2720
Yaş : 23
Nerden : uzaydan:D:D
siteyi begendin mi? : beyenmemek eldemi..en süper site tabikide kendi elçuvazlarımla yaptım :):)
Lakap : jadı kıss :) )
Hepsiden En Sevdiğim Kişi :
Tuttuğun Takım :
Başarı :
Rep Puanı :
100 / 100100 / 100

Ruh Hali :
şu an ki durum :
Burçlar :
Cinsiyet :
Kayıt tarihi : 23/08/08

MesajKonu: inanmıyorummmmmmmmm   Ptsi Eyl. 01, 2008 1:10 am

Atmosferin yapısı değişiyor...

Atmosferdeki karbondioksidin son 30 milyon yılın en yüksek seviyesine ulaştığını gözlendi. Uzmanlara göre, artık acil eylem zamanı, çünkü atmosferin yapısı değişiyor. Bilim insanları, atmosferdeki karbondioksit düzeyinin bazı anahtar seviyeleri aşması halinde, bunun ani değişimlere neden olmasından endişe ediyor. ıngiliz hükümetinin bilim konularındaki başdanışmanı Dr. Sir David King, verilerin karbondioksit emisyonu konusunda dünya toplumlarının acilen harekete geçmesi gerektiğini ortaya koyduğunu söyledi. Dr. Sir David King; ?Bugün karbondioksit emisyonunda milyonda 380 parça seviyesinin üzerindeyiz. Bu, belki 30 milyon yıldır gördüğümüz en yüksek seviye. ınsanoğlu atmosferin yapısını değiştiriyor? diyor.

Buzullar eridiğinde her yeri su basacak...

İngiliz hükümetinin hazırladığı son felaket raporuna göre iklim değişikliğinin etkisi sanılandan daha ciddi olacak. Kuzey Buz Denizi ortadan kaybolacak; kutup ayılarının soyu tükenecek. Küresel ısınma, etkisini en çok Kuzey Kutbu?nda hissettiriyor. NASA?nın uydu fotoğraflarını inceleyen bilim adamlarına göre, buzullardaki erime hızlandı. Norveç?te açıklanan bir araştırmanın sonuçlarına göre de 100 yıl içinde kuzeyde hiç buzul kalmayacak.?Rapora göre, 1960?lardaki kirlenme buzulların yüzde 20?sini eritti. Sadece 2005?te Alaska büyüklüğünde bir buzul alanı ortadan kayboldu. 300 bilim adamının yürüttüğü araştırma sonuçlarına göre, Kuzey Kutbu?ndaki ısınma dünyanın geri kalanından iki kat daha hızlı. ?Bilim adamları, küresel ısınmanın neden olduğu buzul erimeleri ile okyanuslardaki su miktarının artacağını, bunun sonucunda da deniz seviyesine yakın bölgelerin sular altında kalacağını ve seller yaşanacağını belirtiyor.??Isınan su buzulları eritiyor?Küresel ısınmanın buzullar üzerinde etki göstermesinin nedeni buzların beyaz olması. Beyaz renk güneş ışınlarını yansıtıyor. Yansıyan ışınlar daha koyu renkte olan okyanus ve karalar tarafından emiliyor. Bu da okyanus sularının daha çok ısınmasına sebep oluyor. Isınan okyanus buzulları eritiyor. Bu erime önce dünyada bir soğuma dönemi, ardından da kuraklık getirecek.?Amerikan, İngiliz ve Avustralyalı bilim adamları ortak bir raporla, dünyanın 10 yıl sonra çevre felaketleri açısından geri dönülemez noktaya geleceğini duyuruyor.??Son felaket raporu?ıngiliz hükümeti tarafından yayımlanan bilimsel bir raporda da, iklim değişikliğinin düşünülenden daha ciddi etkilerinin olabileceği uyarısında bulunuldu. Sera gazı salımının tehlikeli seviyesinin altında tutulmasının ise çok küçük bir şans olduğu belirtildi.?Raporda, sera gazları (karbondioksit, ozon, metan, azotoksit, kloroflorokarbon, su buharı) salımının artmasıyla atmosferin sıcaklığının 2 derece yükselmesinin Grönland?ın buz tabakasının erimesini tetiklemesinden endişe edildiği vurgulandı. Grönland?ın erimesinin 1000 yıl içinde denizlerin seviyesinin 7 metre yükselmesine neden olabileceği uyarısı da yapıldı.?En çok yoksul ülkelerin bunlardan etkileneceği vurgulanan raporda, küresel ısınmayla birlikte ortaya çıkması olası en önemli etkiler şöyle sıralandı... Tarımda verimin azalması ve özellikle Avrupa ile Rusya?da hasatlarda büyük düşüş. Kuzey Afrika?nın çölleşmesiyle büyük oranda göç. 2.8 milyar insanın susuzlukla karşı karşıya kalması. Mercan resiflerinin yüzde 97?sinin yok olması. Kuzey Buz Denizi?nin tamamen ortadan kaybolması ve kutup ayılarının soylarının tükenmesi. Afrika ve Kuzey Amerika?da sıtmanın yayılması... Sanayi devriminden önce atmosferdeki milyon birim başına karbondioksit partikül oranının 275, şu an ise 350 olduğu vurgulanan raporda, AB?nin atmosferin iki derece ısınmasını engelleme hedefine ulaşılabilmesi için bu oranın 450?de veya daha altında sabitlenmesi gerektiği kaydedildi.

İngiliz Hükümeti, bu raporu yayımlarken, ABD?nin ise, sera gazına karşı önlem isteyen NASA?nın bir numaralı iklim uzmanı Goddard Uzay Araştırmaları Enstitüsü Başkanı James E. Hansen?in konuşma yapmasını ve yazı yazmasını da engellediği ileri sürüldü. Prof. James Lovelock; ?Yüzyıl bitmeden, aramızdan milyarlarcası ölecek ve geriye kalan pek az sayıdaki üreyen çift, iklimin yaşanabilir olduğu kuzey kutbu bölgesinde varlığını sürdürecek? diyor. Atmosfere yaydığı sera gazı miktarıyla ABD başı çekiyor. Onu sırasıyla Avustralya, Kanada, Yeni Zelanda, İrlanda, Hollanda, Danimarka, Çek Cumhuriyeti, Belçika, Almanya, Norveç,İngiltere, Japonya, Yunanistan, Slovakya, Avusturya, Fransa, Letonya, İsveç ve İsviçre izliyor. Bu listede en alt sırada olan İsviçre bile kişi başına yılda 2 ton sera gazını atmosfere salmakta. Yunanistan?da ise bu değer 3 tona yakın.İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Açık Radyo Yayın Yönetmeni, Ömer Madra, Britanya Royal Society üyesi, küresel ısınmanın tehlikelerini dünyada ilk dile getiren bilim adamı Prof. James Lovelock?un 16 Ocak 2006?da Independent gazetesinde yayımlanan ?Gaia? (Tabiat Ana) konulu makalesini çevirdi. Madra?ya göre Lovelock, makalesinde dünyanın durumunu en çarpıcı biçimde şöyle anlatıyor; ?Gaia teorim, Dünya?nın bir canlı gibi hareket ettiğini öngörür, şurası da çok açık ki, canlı olan her şey, sağlıklı bir hayat sürebileceği gibi, hastalığa da yakalanabilir... şimdi kötü haberi vermek zorundayım. Dünyadaki iklim merkezleri bir hastanenin patoloji laboratuvarlarına tekabül eder; onlar Dünya?nın fiziksel durumunu rapor ettiler, iklim uzmanları onu ağır hasta olarak olarak görüyor ve yakın bir gelecekte bir humma ateşi ile yanacağını, bu ateşli durumun 100 bin yıl kadar sürebileceğini söylüyor. şunu söylemeliyim ki, Dünya ailesinin üyeleri ve onun yakınları olarak sizler ve bilhassa medeniyet vahim bir tehlike içinde...?

?Gezegenimiz, üç küsur milyar yıllık ömrünün büyük bölümünde, tıpkı bir hayvanın yaptığı gibi, sağlığını korudu ve hayata uygun şekilde yaşadı. Güneşin yaşamı biraz zorlaştıracak kadar sıcak olduğu bir dönemde dünyayı kirletmeye başlamış olmamız bir talihsizlikti. Gaia?nın ateşini yükselttik; yakında durumu kötüleşecek ve komaya benzer bir duruma girecek. Tabiat Ana bu duruma daha önce de düşmüş ve düzelmişti, ama iyileşmesi 100 bin yıldan fazla zaman almıştı. Bunun sorumlusu bizleriz ve sonuçlarına da katlanacağız: Yüzyıl ilerledikçe sıcaklık ılıman bölgelerde 8, tropiklerde ise 5 derece yükselecek... Ve daha bu yüzyıl bitmeden, aramızdan milyarlarcası ölecek ve geriye kalan pek az sayıdaki üreyen çift, iklimin yaşanabilir olduğu kuzey kutbu bölgesinde varlığını sürdürecek. Dünya?nın kendi iklimini ve bileşimini düzenlediğini gözden kaçırdık ve bunu kendimiz yapmaya çalışma gafletine düştük, sanki üstümüze vazifeymiş gibi. Bunu yapmakla, kendimizi köleliğin en kötü biçimine mahkûm ettik. Öncelikle, değişikliğin ürkütücü hızını akılda tutmalı, harekete geçmek için ne kadar az vaktimiz kaldığını idrak etmeliyiz. Ondan sonra da her topluluk ve her ülke, medeniyeti sürdürebilmek, onu ayakta tutabilmek için eldeki kaynakları elden geldiğince uzun süre en iyi biçimde kullanmanın yollarını aramalı... Ayakta kalmak, varlığımızı sürdürmek için elimizden geleni yapacağız, ama ne yazık ki Amerika Birleşik Devletleri?nin ya da Çin?le Hindistan?ın büyüyen ekonomilerinin, zamanında kısıntıya gidecekleri ihtimalini göremiyorum. Ve sera gazı salımlarının asıl kaynağı da onlar. Yani, en kötüsü olacak ve geriye kalanlar da cehennemî bir iklime uyum sağlamak zorunda kalacak. Neyse, şimdi cesur olalım, sadece insan ihtiyaç ve haklarını düşünmekten vazgeçelim ve yaşayan yeryüzüne kötülük ettiğimizi, tabiat anayla barışmamız gerektiğini görelim artık. Bunu, henüz birbirimizle müzakere edecek gücümüz varken yapmalıyız; zalim savaş beylerinin güttüğü kırık dökük bir insan güruhuna dönmeden. Her şeyden önemlisi, Gaia?nın bir parçası olduğumuzu ve Dünya?nın gerçekten bizim evimiz olduğunu hatırlamak zorundayız.?

İlk kurban: Maldiv Adaları...

Küresel ısınma, öncelikle turizm cenneti Maldiv Adaları?nı vuracak. 1200 küçük adadan oluşan, 330 bin nüfuslu Maldivler, aynı zamanda dünyanın en alçak seviyeli adaları. Deniz seviyesinden en yüksek yeri 2.4 metre. Sanayisi olmayan, kısıtlı otomobile sahip, başlıca tarım kaynakları mango, papaya, muz ve hindistancevizi olan Maldiv Adaları, dünyanın kirlenmesinde hiç payı olmayan en masum ülke. Buna rağmen, bu işin vebalini onlar ödeyecek; ilk kurban olacaklar. Deniz seviyesinin yükselmesiyle, eğer önlem alınmazsa yüzyılın sonunu bile göremeden suya gömülecek. Bu nedenle Kyoto Protokolü?nü ilk imzalayan ülke Maldivler. Sera gazının baş sorumlusu ABD?yi de şiddetle protokolü imzalamaya davet ediyorlar. Aralık 2004?te meydana gelen Endonezya tsunamisinde Maldiv Adaları?ndan 82 kişi yaşamını yitirdi; ülkenin yüzde 40?ı sular altında kaldı; 15 bin kişi evsiz kaldı. 12 ada da terk edildi...

Deniz seviyesi öngörülerinde revizyon... (15.12.2006/NTVMSNBC)

Yeni bir araştırma, küresel ısınmanın okyanus seviyelerini şimdiye dek kabul gören düzeyin yüzde 59 daha üstüne çıkaracağını öngörüyor. ınsanların neden olduğu küresel ısınmanın sonucunda buzulların eriyerek deniz seviyelerini yükselteceği biliniyor. Ancak bunun ne düzeyde gerçekleşeceği henüz gelişmiş bilgisayar modellemeleriyle yapılan tahminlere dayanıyor. Alman araştırmacıların yaptığı bir simülasyon, okyanus sularının şimdiye dek tahmin edilenden yüzde 59 daha yüksek bir seviyeye çıkacağını gösteriyor. Araştırmayı yürüten Potsdam iklim Değişimi Enstitüsü uzmanlarının yaptığı simülasyonda, 2100?de deniz seviyesinin 1990 düzeyinin 0.5 ila 1.4 metre üstüne çıkacağını ortaya çıktı. Bu araştırma, tahmini deniz seviyelerini, iklim araştırmalarında en önemli otorite olan Hükümetlerarası iklim Değişimi Paneli?nin (Intergovernmental Panel on Climate Change) 2001 yılında açıkladığı öngörüye göre 9 ila 88 santimetre daha yükseğe çıkarıyor.

Everest de ısınmadan nasibini aldı... (22 şubat, 2007/TSı)

Fransa Ulusal Bilim AraştIrmaları Merkezi?nden (CNRS) araştırmacılar, Çinli bilimadamlarının Everest?in zirvesinden aldıkları buz parçalarını inceledi. Araştırmacılar, 20?nci yüzyIlda buz içindeki gaz miktarının önceki yüzyıllara göre azaldığını saptadı. Bu da buzulun yüzeyindeki karın yaz mevsiminde daha hızla eridiğini gösteriyordu. CNRS, araştırmanın, küresel ısınmanın dünyanın çatısındaki toktağan karları etkilediğini açıkça gösterdiğini açıkladı. Himalaya ve Tibet Platosu?ndaki iklim değişikliğinin, meteoroloji istasyonlarının ve arşivlerin az olması nedeniyle hala çok iyi bilinmediğini belirten CNRS, Çinli bilimadamlarının 2001-2002 yıllarında Everest?in kuzey sırtındaki Doğu Rongbuk buzulundan üç örnek almayı başardığını belirtti. Örneklerden ikisinde buzun içindeki gaz oranını ölçmeyi başaran Fransız bilimadamları, böylece 2 bin yıl öncesinin iklimi hakkında işaretlere de rastladı.

İklim dönüyor dünya seyrediyor... (07.11.2006/DW-World)

Haftalık Alman Der Spiegel dergisi de iklim değişikliğini son sayısında ?Dünyanın Sonu? başlığıyla kapak konusu yaptı. Kenya?nın başkenti Nairobi?de Pazartesi günü başlayan BM iklim Konferansı?nda binlerce diplomat, bilim adamı ve çevre örgütü temsilcisi, küresel ısınmanın sonuçlarını ve alınabilecek önlemleri görüşüyor. Uzmanlar Nairobi?de küresel ısınmanIn etkilerini görüşedursun bu etkiler bugünden hissedilmeye başlandı bile. DW?den Mechthild Brockamp?ın diyor ki; ?iklim, ağır sonuçlar doğurarak değişiyor ve dünya izliyor... Politikacılar ve sanayinin önde gelenleri küresel ısınmanIn çağın en önemli doğa sorunu olduğunu çok uzun süre görmezden geldi. Geçtiğimiz yüzyılda küresel ısı yaklaşık bir derece, tam olarak binde sekiz oranInda arttı ve bunu etkileri şimdiden hemen her yerde hissedilmeye başlandı. Grönland?ın ebedi diye nitelenen buzları, tahmin edilenden çok daha hızlı eriyor. Kuraklık artIyor. şiddetli fırtınalar ağır sonuçlara yol açIyor, aşırı sıcak ve soğuklar normal hale geliyor. Ve tüm bunlar sadece birer başlangıç. Peki politikacılar şimdiye kadar iklim değişikliği konusunda ne tür girişimlerde bulundu? Sera etkisine yol açan karbondioksit gazlarını sınırlayan tek uluslararası sözleşme Kyoto Protokolü hazırlandıktan yılar sonra geçen şubat ayında yürürlüğe girdi. Ancak protokol yine de yetersiz. Üstelik süresi yedi yıl içinde doluyor ve sonrası ile ilgili yeni bir düzenleme de mevcut değil. Küresel ısınmayı iki derecelik katlanılabilir düzeyde tutabilmek için sanayi ülkelerinin 2050 yılına kadar zehirli atık gaz oranını yüzde 60 ila 80 oranında azaltması gerekiyor. Kyoto Protokolü ise imza koyan ülkeleri, 2012?ye kadar bu orandan çok daha az bir düzeyde, 1990?daki zehirli gaz oranın yüzde 5.2 oranında altında kalmaya zorunlu kılıyor. Yine de pek çok ülke bu hedef dahi ulaşamayacak gibi görünüyor. Zehirli atık gaz oranları son dönemde Japonya?da yüzde altı buçuk, Finlandiya?da yüzde 14 buçuk, hatta Kanada?da yüzde 25 oranında arttı. En büyük çevre günahkarı ABD ise Kyoto Protokolü?ne dahil olmamakta ısrarlı. Ekonomik süper güç olma yolunda ilerleyen Çin ve Hindistan ise protokolün karara bağlandığı 1997?de sanayi ülkesi sayılmıyordu. O yüzden de bugün atık gaz oranını azaltma konusunda yükümlülük üstlenmeye zorunlu kılınamıyor. ınsanlık Kyoto?dan 9 yıl sonra dahi Dünya?yı, sera etkisinden kurtarma hedefine bir cm bile yaklaşmış değil. Nairobi?deki BM iklim Konferansı katılımcılarının 2012 sonrası için yeni bir iklim koruma sözleşmesini müzakere etme misyonu yok. Bu çok sinir bozucu. Burada Avrupa?ya görev düşüyor: Avrupalıların en önemli hedefi tarafları masaya oturtma olmalı. Avrupa?daki atık gaz oranı, neredeyse Çin ile aynı düzeye yükseldi . Bu nedenle Avrupa toplantıda, ileriye dönük bir sinyal ortaya koymalı... Avrupa, Nairobi?de müzakere misyonu üstlenmeyi başaramaz ise bir yıl daha boşu boşuna geçecek demektir. Almanya Çevre BakanI Sigmar Gabriel bu nedenle ülkesinin AB dönem başkanlığı sırasında Avrupalı diğer meslektaşları ile gelecek yılki BM iklim Konferansı?na kadar, yeni bir protokolün ana hatlarını belirlemeye uğraşacak. Alman Çevre Bakanı?nın hedefi, sanayi ülkelerini daha faza emisyon indirimine zorlamak, gelişmekte olan Çin, Hindistan, Brezilya ve Güney Afrika?yı çevre koruma önlemlerine dahil etmek. Gerçekten de dünya geneli için geçerli ve bağlayıcılığı olan hedefler olmadıkça tehdit edici boyutlara ulaşan çevre felaketlerinin önüne geçilemez.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
(selim)gülgörenci
Site Yöneticisi,Kurucusu
Site Yöneticisi,Kurucusu
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 2720
Yaş : 23
Nerden : uzaydan:D:D
siteyi begendin mi? : beyenmemek eldemi..en süper site tabikide kendi elçuvazlarımla yaptım :):)
Lakap : jadı kıss :) )
Hepsiden En Sevdiğim Kişi :
Tuttuğun Takım :
Başarı :
Rep Puanı :
100 / 100100 / 100

Ruh Hali :
şu an ki durum :
Burçlar :
Cinsiyet :
Kayıt tarihi : 23/08/08

MesajKonu: Geri: inanmıyorummmmmmmmm   Ptsi Eyl. 01, 2008 1:11 am

Dünya Bankası?nın eski başekonomisti Nicholas Stern?e göre sanayi ülkeleri daha fazla çaba göstermeli. Yoksa küresel ısınmanın yaratacağı ekonomik zarar iki büyük dünya savaşının yarattığından daha ağır olabilir. Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi NASA?daki iklim bilimcilere göre de insanlığın hakkıyla iklim korumaya eğilmek için sadece 10 yılı var. Hala bir umut var, ama geriye kalan süre çok az...?

Küresel ısınma Amazonlar?ı da vuracak... (27.02.2007/NTVMSNBC)

Brezilya Ulusal Uzay Araştırmaları Enstitüsü tarafından yapılan, Çevre Bakanlığı?nın yayınladığı rapor, Brezilya?da 2100?e dek sıcaklığın ortalama 4 derece artabileceğini ortaya koydu. En kötümser tahmine göre Amazon bölgesinde sıcaklık 8 derece artabilir, bu da savanadaki bakir ormanın değişimine neden olabilir. Araştırmacılardan Jose Marengo, dünyanın akciğerleri olarak bilinen Brezilya?daki Amazon yağmur ormanlarına ileride bu benzetmenin yapılamayacağını, küresel ısınmanın sonucu olarak bölgenin karbondioksitin yayıldığı bir bölge durumuna gelebileceğine dikkati çekti.?Brezilya?daki diğer bölgelerin de küresel ısınmadan nasibini alabileceğini belirten araştırmacılar, 100 yıl içinde yarı kurak olan kuzeydoğunun kurak duruma gelebileceğini, nüfusun yüzde 25?inin, yani 42 milyon kişinin yaşadığı kıyı bölgelerinde deniz düzeyinin yarım metre artabileceğini vurguladılar. Araştırmaya göre Rio de Janeiro bölgesi de en fazla tehdit altInda olan bölgeler arasında bulunuyor.

Küresel ısınma böcekleri çoğaltacak... (07.11.2006/NTVMSNBC)

Yeni bir araştırmaya göre, küresel ısınmayla artan sıcaklıklar özellikle tropik bölgelerdeki böceklerin metabolizmasını hızlandıracak ve çiftleşme oranlarını yükseltecek. Bu durumda böcek türlerinde hızlı bir nüfus artışı yaşanacak. Bilim insanları böcek popülasyonundaki ani artışın besin zincirini ve diğer canlıları olumsuz etkileyeceğini vurguluyor. Seattle?da bulunan University of Washington uzmanı Melanie Frazier, böcek popülasyonunun artmasının tarım ürünlerine büyük zarar getireceğini, böceklerin önlemek için kullanılacak ilaçların da insan sağlığını tehdit edeceğini vurguluyor. Ancak, tek sorun bu değil. Böceklerden insanlara bulaşan sıtma, Lyme hastalığı gibi hastalıklar küresel çapta sağlık sorunları yaratacak. The American Naturalist dergisinde yayımlanan makaleye göre, örneğin sineklerin yayılma alanları da genişliyor. Sineklerin yayılma alanlarının genişlemesi, sıtmanın daha çok insanı tehdit edeceği anlamına geliyor. Frazier, sinek türleri arasında hangilerinin çoğalıp hangilerininse olumsuz etkileneceğini öngörmek için henüz erken olduğunu vurguluyor, ancak birçoğunun yayılma alanını genişleteceğine kesin gözüyle bakılıyor. Frazier?a göre, bu sorunun yanıtını almak için çok beklemeye gerek yok.

(biliyorum üşenip okumadınısss)Smile

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
erenci(kız)
üst düzey s.mod
üst düzey s.mod
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 862
Yaş : 21
Nerden : istanbul
siteyi begendin mi? : dans etme,dolaşma,hepsi şarkıları
Lakap : fıstık
Hepsiden En Sevdiğim Kişi :
Tuttuğun Takım :
Başarı :
Rep Puanı :
100 / 100100 / 100

Ruh Hali :
Burçlar :
Cinsiyet :
Kayıt tarihi : 24/08/08

MesajKonu: Geri: inanmıyorummmmmmmmm   Ptsi Eyl. 01, 2008 6:11 pm

çok tşkler çok sagol cnms
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
(selim)gülgörenci
Site Yöneticisi,Kurucusu
Site Yöneticisi,Kurucusu
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 2720
Yaş : 23
Nerden : uzaydan:D:D
siteyi begendin mi? : beyenmemek eldemi..en süper site tabikide kendi elçuvazlarımla yaptım :):)
Lakap : jadı kıss :) )
Hepsiden En Sevdiğim Kişi :
Tuttuğun Takım :
Başarı :
Rep Puanı :
100 / 100100 / 100

Ruh Hali :
şu an ki durum :
Burçlar :
Cinsiyet :
Kayıt tarihi : 23/08/08

MesajKonu: Geri: inanmıyorummmmmmmmm   Ptsi Eyl. 01, 2008 6:34 pm

önemli degil....

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: inanmıyorummmmmmmmm   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
inanmıyorummmmmmmmm
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
hepsicilerin yeri :: HeR tElDeN.. :: İlginç..-
Buraya geçin: